İnsanın sınırları kendini tanımadığı anda başlarmış. İnsanoğlu kendini tanımaya başladığında da korkarmış kendinden. Sınırsızlığından ürkermiş, hudutsuzluğundan endişe duymaya başlar ve yaptıkları, yapabilecekleri onu dehşete düşürürmüş. Düşünür dururmuş bir derviş gibi, belki de bir çoban gibi... Kendi kendine kaldırdığı hudutları bir bir yerine koymak geçermiş aklından, ancak bunun bir geri dönüş olacağını bildiği için bir türlü aklına sinmezmiş bu dönüş. Geriye dönüş her zaman zor olmuştur, bazense o kadar kolaydır ki bu dönüş... İdrakı zor, kurgusu zayıf ama bir o kadar da karmaşık.
Herkes kendi yarattığı kurguda bir oyuncu, kendi hudutlarında bir dünyaymış. Ve kendi dünyasında bir kahraman..! Peki ya insana kendi dünyası yetmezse! Başkalarının dünyalarına da sahip olmak isterse. Kendi dünyasının uzayda sadece bir nokta olduğunu farkettiğinde artık her şey için çok geç kalınmışsa..!
25 Nisan 2013 Perşembe
17 Nisan 2013 Çarşamba
Eksik bir şeyler
Bir hikaye beslersin içinde, besler ve büyütürsün benliğinde. Kurgunun sağlam olduğunu düşünürsün; düşünür durursun zihninde. Hikayenin kalem kağıtla buluşacağı o anı beklersin içten içe. O hayali örgünün içinde boğulurcasına debelenirsin. Ama bir şey hep eksik kalır. Korkarsın o eksikliğin girdabından. Ürkersin başlamaktan. Başlayınca bitirememekten, bitirince beğenmemekten.
İlkler hep zordur. Zor ama bir o kadarda unutulmaz..!
Her şeye rağmen başlamak istersin, tüm eksikliğine rağmen...
İlkler hep zordur. Zor ama bir o kadarda unutulmaz..!
Her şeye rağmen başlamak istersin, tüm eksikliğine rağmen...
29 Mart 2013 Cuma
Yazmak
Yazılan hep yalnızlık mıdır yoksa yalnızlık hep yazılan mıdır? Yazmak için uzun yolculuklar mı gerekir yoksa yazmak başlı başına uzun bir yolculuk mudur zaten?
Ben en çok yolculuklarımda yazma dürtüsü içinde hissederim kendimi. Karşı konulamaz bir istek kabarır benliğimde. Sanki yolculukların temel nedeni yazmakmış gibi. Sanki yazmanın asıl varoluşu yolculuklarmış gibi. Örneğin kıtalar arası bir uçuşta yeryüzünde yaşayan insanların birer zerrecikten daha küçük göründüğü, aslında hiç görünmediği o anda yazmak başlı başına varoluşa döner, varoluşuma döner. Belkide o an yeryüzü küçülür gözlerimde, gök kubbe ise devleşiverir birden. İşte o an sadece bir kağıt ve kalem yaşamak için bir neden olur. Bir kalemin kağıda döktüğü o harfler bu yolculukların boşa olmadığını haklı çıkarır. Ve susar dünya, bir an zaman bile soluksuz kalır. Artık yeni bir perde açılır dünyamda... Ölümsüzlüğü isteyen kalemim artık tiradına başlar.
Ben en çok yolculuklarımda yazma dürtüsü içinde hissederim kendimi. Karşı konulamaz bir istek kabarır benliğimde. Sanki yolculukların temel nedeni yazmakmış gibi. Sanki yazmanın asıl varoluşu yolculuklarmış gibi. Örneğin kıtalar arası bir uçuşta yeryüzünde yaşayan insanların birer zerrecikten daha küçük göründüğü, aslında hiç görünmediği o anda yazmak başlı başına varoluşa döner, varoluşuma döner. Belkide o an yeryüzü küçülür gözlerimde, gök kubbe ise devleşiverir birden. İşte o an sadece bir kağıt ve kalem yaşamak için bir neden olur. Bir kalemin kağıda döktüğü o harfler bu yolculukların boşa olmadığını haklı çıkarır. Ve susar dünya, bir an zaman bile soluksuz kalır. Artık yeni bir perde açılır dünyamda... Ölümsüzlüğü isteyen kalemim artık tiradına başlar.
27 Mart 2013 Çarşamba
Araftakiler
Bir dönüm noktası, belki de bir düğüm noktası, ya da bir son..! Kim bilebilir ki? Araf'ta olmak bu mu oluyor? Bir son böyle mi geliyor sahi?
24 Mart 2013 Pazar
Duyguların Gözleri
Gözler,
bazen sadece gözler konuşur...
Sevinçlerin olur, hüzünlerin olur.
Maceraların olur, sıradanlıkların olur.
Korkuların olur, korkusuzlukların olur...
Bazense hepsi birlikte olur ancak duyguların olmaz. Sanki tüm duygular genel bir duygu kalıbını yok eder gibi... İşte o zaman gözlerin her şeyin olur... Tüm benliğinle onlara sığınırsın. Artık seni onlar anlatır. Kaşının altındaki dünyaya açılan bir çift pencere duygularının dile gelmiş bir yansımasıdır artık. Ancak bu seferde gözlerinde ki o duygu bulantısını görecek insan bulamazsın etrafında. Gözlerin keşfedilmeyi bekler. Gözlerin fark edilmek ister fırtınalı sağınaklarında.
Ancak bu bekleyiş boşunadır artık. İçten içe bunu kabullenmeye başlarsın. Ancak gözlerinde ki bekleyiş hiç bitmez. Bir gün keşfedileceğinin farkındadır... Umutsuz bir bekleyiştir onun ki. Ama inançlı bir bekleyiştir oysa...
bazen sadece gözler konuşur...
Sevinçlerin olur, hüzünlerin olur.
Maceraların olur, sıradanlıkların olur.
Korkuların olur, korkusuzlukların olur...
Bazense hepsi birlikte olur ancak duyguların olmaz. Sanki tüm duygular genel bir duygu kalıbını yok eder gibi... İşte o zaman gözlerin her şeyin olur... Tüm benliğinle onlara sığınırsın. Artık seni onlar anlatır. Kaşının altındaki dünyaya açılan bir çift pencere duygularının dile gelmiş bir yansımasıdır artık. Ancak bu seferde gözlerinde ki o duygu bulantısını görecek insan bulamazsın etrafında. Gözlerin keşfedilmeyi bekler. Gözlerin fark edilmek ister fırtınalı sağınaklarında.
Ancak bu bekleyiş boşunadır artık. İçten içe bunu kabullenmeye başlarsın. Ancak gözlerinde ki bekleyiş hiç bitmez. Bir gün keşfedileceğinin farkındadır... Umutsuz bir bekleyiştir onun ki. Ama inançlı bir bekleyiştir oysa...
16 Mart 2013 Cumartesi
Karakterler
Yolculuklar yaparsın uzaklara, aslında en çokta kendinde ki uzaklara olsada bu yolculukların; kimse bilmez görünenin ardına saklanmış bu sır perdesinden sızan gerçeği... Her şehirden yağmurlarla uğurlanışının şehre kattığı hüznü kimsenin anlayamayışı gibidir bu gerçekte.
Geçtiğin farklı farklı hudutlarda yaşadıklarını anlatacak bir dost bulamazsın etrafında. Etrafına ördüğün ağ da nefes almak her zamankinden daha da zor gelir. Bir kere daha düşünürsün hatalarınla doğrulannla yarattığın karakterlerini. Sahi bir insan kendi yarattığı kaç karaktere hükmedebilir, ya da kaç karakter bir insanda hüküm sürebilir???
Geçtiğin farklı farklı hudutlarda yaşadıklarını anlatacak bir dost bulamazsın etrafında. Etrafına ördüğün ağ da nefes almak her zamankinden daha da zor gelir. Bir kere daha düşünürsün hatalarınla doğrulannla yarattığın karakterlerini. Sahi bir insan kendi yarattığı kaç karaktere hükmedebilir, ya da kaç karakter bir insanda hüküm sürebilir???
1 Mart 2013 Cuma
Monologlar
Aynaya en son ne zaman baktım? Aynada ki kendimi en son ne zaman keşfettim? Ne zaman gördüm gerçek beni o sırlı yüzeyde...
En son ne zaman kendim oldum baktığım çehrede?
Peki ya siz?
''En son ne zaman kendiniz oldunuz?''
En son ne zaman kendim oldum baktığım çehrede?
Peki ya siz?
''En son ne zaman kendiniz oldunuz?''
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)