En çokta tükendiğimiz zaman, tükettiğimiz zaman yazarız. Tükenirken tüketiriz farkında olmadan. Acırken acıtır, kanarken kanatırız...
Bir savaş meydanında, bir çatışmanın ortasında en çokta kendimize çatarız. Anılar acıtır, yaşanmışlıklar incitir, incilen yerden damlayan kırmızı damlalar artık son söz olur ya hani...
25 Şubat 2013 Pazartesi
20 Şubat 2013 Çarşamba
Işıklı dört duvar
Pencerenin ötesinde ki alem, o alemin içindeyken gelen sıradanlıklar bir anda bir özleme dönüşüveriyor, kalbinin ritmi değişiyor bir anda, dört duvar arasından bakarken pencerenin ötesinde ki nefes alan ''Dünya'ya''. Sanki tüm ihtiyaç duyduğun havayı onlar soluyor... Dört duvar arasında soluksuzluğunla bir başına izlerken ayağının altından kayıp giden zamanı, artık kelimelerin yetmez oluyor şehrin kayıp giden ışıklarının içindeki insanları anlamaya.
Yolcular var bu şehirde, yolları engellerle kaplı olan,
yolcular var bu şehirde engelleri dize getirebilecek yüreğe sahip olan...
Yolcular var bu şehirde, yolları engellerle kaplı olan,
yolcular var bu şehirde engelleri dize getirebilecek yüreğe sahip olan...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)