27 Ağustos 2012 Pazartesi

Hep Aynı Sahneler



Kader, bazen en bilindik oyunlarını oynuyor bizlere. Sonu belli, başı belli, tamamiyle aynı, idrak ettiğimiz bir senaryo döngüsünde bize önceden biçilen rolleri oynuyoruz. Tekrar ve tekrardan hiç bıkmadan, hiç bıkmaya fırsat bulamadan, hep aynı çarkın içinde oyalanıyoruz.

 Oyun durmuyor, devam ediyor, sahne ilerliyor, zaman geçiyor ve ömür daralıyor, ruhlar gençleşirken bedenler yaşlanıyor. Ve evet ruhlar gençleşiyor! Ruhlar neden gençleşsin ki? diye sorar gibisiniz. Bu size anlamsız geliyor olabilir. Ama bence hakikat bu. Ruhlarımız ölü doğuyor ve zamanla gençleşiyor, gençleşiyor ve zamanla yeni doğmuş bir bebek oluyor. Yaşlandıkça çocuklaşmamız hep bundan ötürü olsa gerek...

Hangi zaman bize ilaç olabilir, hangi mekanlar bizi özgür kılar, hangi gökyüzüne kanat açmalı bedenlerimiz ve hangi yarınlar bizim olacak?

Belkide en bilindik cenderede, en umulmaz cevapları saklayan yine bizleriz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder