Anlayamıyoruz, belkide anlamak istemiyoruz. Her şeyin bu kadar karman çorman olduğu bir dünyayı anlamaya çalışsak ne olur ki? O, kurallarını her seferinde zaten değiştirmiyor mu! Her yeni bir güne ne istediğinden bir haber, ancak sürekli isteyen diktatör bir çocuk edasıyla gözlerini açmıyor mu, yada açtırmıyor mu!
Toplumsal kurallar deryasında yüzüyoruz ve bu deryada yalnız değiliz, canımızı acıtacak niceleriyle omuz omuza kulaç atıyoruz. Direniyoruz, direnmeye çalışıyoruz; ama sonuç bazen ne kadar dirensek de pek değişmiyor. Bahsettiğim yazılmış kuralların dışına çıkamamak.
Her bir engel boynumuzda bir değirmen taşı olup, adeta batmamızı istiyor. Bu deryada yerimizin olmadığını direnmemizin yersiz olduğunu. Sonuç olarak yılmamamız gerektiğini, Herkes gibi olmamız gerektiğini, söylüyor.
Her bir engel boynumuzda bir değirmen taşı olup, adeta batmamızı istiyor. Bu deryada yerimizin olmadığını direnmemizin yersiz olduğunu. Sonuç olarak yılmamamız gerektiğini, Herkes gibi olmamız gerektiğini, söylüyor.
Ama HAYIR...
Biz böyle yaparsak, Tabular yıkılmaz. Bütün çabalar anlamsız kalır, sonuç olarak bir arpa boyu ileri gidemediğimiz gibi gerilemeye başlarız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder