5 Aralık 2012 Çarşamba

Rüya

      Uyku labirentlerinin girişinde bekleyen zorlukları aşmak zor,  ötesinde ise tam bir teslimiyet gerek. Bu teslimiyet ardından gelen rüyalar ise kendi bilinçaltımızın bize oynadığı türlü oyunların bir sentezi, bir dışa vurumu, düşler ve kabusların örüldüğü bir terzihane… Türlü desenleri elimizde ki onlarca renklerden örmek mümkün, ancak hakimiyet tam olarak bizde mi dersiniz? Bu sorunun cevabı biraz muamma...
     Bir yolculuğa benzetirim rüyaları küçüklüğümden beri, ucu bucağı olmayan bir yolculuğa. Yolculuk etmek güzeldir ya... her şey biraz fazla veya biraz eksik gelir bana rüyalarda, orta karar bir rüya tutturamamışımdır bu zamana kadar.  Sarhoş olurum düşlerimde,  dehşete düşerim kabuslarımda… Ama en güzeli de her rüyanın ardından hafızalardan tatlı tatlı silikleşen o anlar…
     Gerçek dünyaya dönüş çok ani, ya başımızın ucunda debelenen bir alarm, ya da rüyada ki ani tepkilerimiz, ani tepkiler. Boşluktan düşersin bir anda, düştüğün yer yatağındır oysa…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder