Dik durmaya çalışıyorum. Güçlü gözükmek istiyorum. Küçüklüğüm belli olsun diye sesimi hafifçe inceltiyorum. Yaşımı vurgulayan cümleler kurmaya çalışıyorum.
Olmuyor, kararından dönmüyor. ''Neden şimdi?'' diyorum cevap veremiyor, sadece: ''Bende böyle olmasını istemezdim'' diyor. ''Daha çok erken'' diyorum... Ve derin bir sessizlik doluyor gecemize... Ardından: ''Ölümün yaşı olmaz'' diyor.
Doğum bir milattı madem, bir başlangıcı vardı doğumun... Ölümün de bir zamanı olmalıydı. Yaş ilerlemeliydi öncelikle, çocukluk yaşlılığa doğru sefere çıkarken ölüm beklemeliydi..! Ölüm uzak durmalıydı gençlerden! Ama illaki alacaksa Adem oğullarının, Havva kızlarının canını, yorgun bitap düştüğümüz zamanda almalıydı. Yaşamdan zevk almadığımızda çıkarmalıydı ruhlarımızı bedenden..! Yaşama doyduğumuz da gelmeliydi kapımıza.
Düşüncelerim aklını kurcalıyor, görüyorum oda hoşnut değil bu durumdan ama elinden bir şey gelmediğini gösterir bir tavırla ellerini iki yana açıyor
''Daha açım yaşamaya'' diyorum ruhum bedenimden çekilirken...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder