12 Kasım 2012 Pazartesi
İçimizdeki Bencil
Bir müddet hiç bir şey düşünmeden sadece konuşursun, onunla konuşmak mutlu eder olur ya. Bir bakmışsın konuşmalarının nedeni hep bu yüzden olmuş. Seni mutlu ettiği için devam eder olmuşsundur konuşmaya. Bir nevi bencillik olmuştur bu davranışın. Ama bunu kabul etmemeyi seçer ve bu bencillik değil dersin içten içe. Ama görülmeyen hakikatler vardır. Yada görmeyi istemediğin, kabullenemediğin hakikatler...
Sorgulamak çoğu zaman mutsuz eder. Ve birde düşündürür, düşündükçe biraz daha var olduğunu hissedersin. Belki biraz suratın yumuşar var olma düşüncesiyle, ama bu kısa sürer... Düşünce labirentlerine keskin bir U dönüşü yaparsın, kaybolacağını bile bile kaybolmayı seçersin. Çıkışı bulamama pahasına eşikten içeriye doğru adım atmaktan geri duramassın!!! Neler geçer aklından kendin bile bilmeden, öylece ilerlersin.
Sessizliğin duvarları titrettiği, kör karanlığın gözlerini delicesine kamaştırdığı ve her dönemecin bir son gibi göründüğü o gizemde KAYBOLURSUN. Kaybolmak değilde, kendinde kaybolman ağır gelir. Bencillik bu ya, kaybolman bile kendinledir...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder