Bir gözlerin vardı hayal edilebilecek, birde hayallerim vardı bir garip düş içinde gerçekleşmeyi bekleyen. Ve bir de gökyüzü vardı uçsuz bucaksız ve benim o gökyüzüne sığdıramadığım bir avuç hayalim.
Hayal bu ya, hayaldi ya hani. Sığmadı benliğime; koskoca bir evren dar geldi. Yuvasından uçup giden bir serçe kuş misali hayata karışı verdi bir şafak vakti masalsı hayallerim. Hayat ona zor gelmiş olmalıydı ki kalbi pır pır atı verdi bir avuç gerçeklik içinde. Hayal ettikleri gerçeklere karışmadıkça yorulu verdi kanatları, minicik yüreğini koskoca bir Dünya'da sığdıracak bir yer bulamadı. Geri dönüşte yoktu artık, zaten dönmekte hiç aklından geçmemişti. Sadece hayalleri uğruna yitirilebilecek bir gerçek arıyordu kırık bir kanadın girdabında. Gerçeğin, hayallerden daha dumansı olduğunu anladığında ise bir hayalci kuş vardı diye ağıtlar yakılacaktı ardından. Başaramamıştı işte, hangimiz başarabilirdik ki bu masalsı hayali...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder