20 Eylül 2012 Perşembe

Adını Sen Koy


2 Hafta oldu en son yazımı yayınlayalı, tamı tamına 14 geçmek bilmeyen gün.

Sanki uzun yıllar sürekli yazmışcasına özledim bu kelimelerle kurduğum benzersiz dünyayı...

Özledim ancak yazmadım!

Vakit mi bulamadım dersiniz?
Yada İlham perimi mi kaybettim...
Yoksa sadece gelip geçici bir heves miydi?
                     ( Gerçekten öyle mi algılandı acaba..! )

     Yukarıda saydığım nedenlerin hiç birine katılmıyorum. Aslında gerçek şu ki; yazarak pişmekten çok, okuyarak farklı dünyalara başkasının kalemiyle seyahat etmek, yahut farklı karakterlerde, farklı dünyalarda, farklı kıstaslarla yetişmiş bireyleri gerçek hayatta tanıyarak, onları dil, din, ırk  ayrımı yapmadan sadece o olduğu için tanımak oldu bu aralar gayem. Bu aralar böyle, ilerleyen zamanlarda aynı düşünceye sahip olurmuyum bilemiyorum. En azından bunun şimdilik böyle olduğunun garantisini verebilirim sizlere.

     Bu 14 günü bir kabağa benzetirsek ve onun içini oyup ondan bir dolma yapacağımızı düşünürsek benim içine doldurduğum iç malzeme aslında tepeleme dolu,  pişmesine hacet yok ama pişmedende yenmez. E pişincede böyle içinden taşar oldu diyelim.

Evet evet böyle diyelim...









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder